Şenlik var!
Gülen Suretler
Kurtuluş ( namı diğer kurty ) yeni blog projesine başlamış : Gülen Suretler -
Smile on your face...
Hepinize tavsiye ederim. Bir bakın belki kendinizi de orda bulursunuz.
Abartmak
Ben bunu hep yapıyorum. Bir işi eksik ama basitçe yapmak varken oturup o işin en bütün ve eksiksiz halini tasarlıyor ya da tasarlamaya çalışıyor sonrada altından kalkamıyacağım kadar büyük bir şeyle karşı karşıya kalıp ne yapacağımı şaşırıyorum.
Ben bunu hep yapıyorum. Bir işin artık sarpa sardığını görüp vazgeçmek ya da o an zor gelsede, daha sonra yapılacaklar karşısında basit sayılacak bir hareketi yapmak varken bir şekilde erteleyip sonrada içinden çıkılmaz bir karmaşa ile uğraşıyorum. Durumu ilk farkettiğim zaman harekete geçsem daha az zarar göreceğimi bile bile erteleyebildiğim kadar erteliyor sonra da bunun bedelini ödüyorum. Debelendikçe daha çok batıyorum.
Ben bunu hep yapıyorum. Yanlış olmaktan daha çok yapamamış olmaktan hayıflandığım için bir işi yapamıyor olmayı kabullenemeyip tırmalayıp duruyorum. "Ahh! Bunu yanlış yapmışım düzelteyim. Bak! Şunu şöyle değil böyle yapmak lazımmış hadi yapayım." Bu durum kendi başına o kadar kötü değilken yukardakilerle birleşince ölümcül oluyor.
Ben bunu hep yapıyorum. Bu huylarımı biliyor ve fakat düzeltemeyip hep aynı şeyleri tekrar ediyorum. Ama bazen sırf yukardakiler gibi davranmamak için kasıp bu seferde tam tersi şeyleri abartabiliyorum.
Bu da böyle bir itiraf blogu oldu. Yazılmış yazılmıştır.
Halo Jones
The Balad of Halo Jones, İngiliz çizgi roman yazarı Alan Moore tarafından yazılmış ve Ian Gibson tarafından çizilmiş ve 1980'lerin başında 2000 A.D. dergisinde yayınlanmış bir seri bilim kurgu hikaye. Bu hikayelerin baş aktörü Halo Jones, çizgi romanların genelinin aksine bir kahraman, hatta bir anti ya da zoraki kahraman değil oldukça sıradan zoru gördüğünde kaçan biridir, en azından başlarda öyledir.

Gelecekte geçen bu hikayede ekonomik ve teknolojik yapı nedeniyle işsiz insanlar bir çeşit getto olan Hoop'lara toplanmış ve devlet tarafından bakılmakta fakat bir iş bulmadıkları taktirde buralardan dışarı çıkışlarına izin verilmemektedir. Hoop'da yaşayıp bir iş bulabilen de yoktur. Bu umutsuzluk nedeniyle Hoop'larda şiddet ve suç artmış, önlemler yetersiz kalmıştır. Halo Jones bütün bu olayların kıyısında kendi halinde arkadaşlarıyla birlike sessiz bir yaşam sürmeye çalışmaktadır. Fakat bir gün arkadaşlarından birinin öldürülmesi, kardeşinin de Hoop'da yaygın bir bağımlılık türüne kapılıp dünyadan uzaklaşması sonucu gitmeye karar verir. Nereye gideceği önemli değildir sadece gitmek yeterlidir.
Alan Moore'un söylediğine göre Halo Jones için düşündüğü kişilik ve özellikler bir kahraman yerine ortalama hatta altı bir insan. Çevresinde yaşanan tüm şiddet ve karmaşanın uzağında bir kişilik. Fakat hikaye geliştikçe ve tabi yayınlandıkça okuyucunun istek ve tepkilerine göre Halo'da bir parça kahramanlık belirtileri göstermek durumunda kalmış. Hikayenin sonunda bir asker olarak diğer çizgi ramon kahramanlarını aratmıyacak maceralara da atılmakta.
Sonuç olarak, iyi ve kötünün savaşını klişe kahraman ve kötü adamlar ile anlatan Amerikan çizgi romanlarından sıkılmış biri olarak okunmasını kesinlikle tavsiye edeceğim üç ciltlik bir seri.
ogame
Bir süredir varlığından, içeriğinden ve geyiklerinden haberdar olduğum, bir şekilde bulaşmamak için kendimi tuttuğum, internet üzerinde oynanan oyunlardan
ogame'e sonunda Oğuz'un ( nispeten yakışıklı ve zayıf olan ) katkılarıyla başlamış bulunuyorum...

Bir uzay strateji oyunu olup, başında 24 satta oturmanızı değil, zaman zaman ( günde bir iki kez ) internete girip oyunu yönetmenizi gerektiriyor gördüğüm kadarıyla... Daha yeni başladığım için bana öyle geliyor olabilir tabi :)
Hali hazırda oynanmakta olan 1. Evrende yer kalmayınca 2. Evren'i açmışlar. 1 Nisan'da açıldığı için yeni oyuncuların çok da zorlanmıyacağını düşünüyorum.
Buyrun herkesi oyuna beklerim...
Resim : Gezegenim "Hanoi"
Şimdi okullu olduk
Öğrenci affı çıktı ve ben
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü öğrenciliğime devam etme hakkı kazandım. Kişisel problemlerimle uğraşırken öğrenciliğe ve öğrenim hayatına olan ilgim azalmış dolayısı ile de 7. senemde okulla ilişkim kesilmişti. Şimdi af çıktı da yeniden öğrencilik damarım mı kabardı? Hayır. Aslında kendimi profesyonel öğrenci olarak görüyorum ve Bilim Tarihi ile ilgili çalışmalarım zaten devam etmişti. Şimdi de bu aftan yararlanıp diploma alayım istiyorum.
Dün evdeki dosyalarımı tarayıp en son kayıt olduğum zaman ( 2000- 2001 ) almış olduğum ders durum çizelgesine göre 12 dersim varmış. Sanırım bir yılda bu kadar dersi verebilirim diye düşünüyorum ama bakalım becerebilirmiyim dedim ve bugün kalkıp okula gittim ve öğrenci işlerine sordum, "Ne olacak? Nasıl olacak?" diye. Bir dilekçe, 2 fotoğraf, nüfus cüzdan fotokopisi ile birlikte 18 Mayıs'a kadar başvurmam gerekiyormuş.
Bir iki hafta içinde gidip başvurumu yapacağım ve ardından ders çalışmaya başlıyacağım.
Bahar Gelmiş Blog'uma
Hoş geldin Nisan, neşe doluyor insan... ( Bir Nisan şakası arada kar da yağdı ama olsun )
İlginçtir, blog'uma bu aralar en çok düşen arama işlemi, 23 Nisan radyo skeçleri. Acaba bu sene 23 Nisan skeçlerle mi kutlanacak ki? Bilseydim ben de yazardım bir tane diyecem ama beceremem. Belki bir ara "Radyo Skeçleri Tarihi" yazarım :)
Otostopçunun Galaksi Rehberi için Sevil.ku.uk'den BBC'de yayınlanan bölümlerin DVD'lerini alayım mı diye bir teklif gelmiş : "Tabiki isteriz!"
Ve son olarak, her nisan ayının 4. günü söyelenecek bir şey :
İyiki doğdun Volkannn, İyiki doğdun Volkan! Mutlu yıllar sana!