Pardus... Özgürlük İçin...
<
Ağrı Dağı Macerası'ndan sağ salim dönmüş bulunuyorum! Sevenlere duyrulur... Gelir gelmez karşılaştığım eposta stoğu, blog yığını ve benzeri okunacakları okuyup, günlük tempoma geri döndüğüm anda, merakla beklendiğini düşündüğüm macerayı, 32 kısım tekmili birden tefrika etmeye başlayacağım efendim. Azcık daha bekleyiniz...
***
Ziyaretçilerin dünyanın hangi köşelerinden geldiğini gösteren
HitMaps servisi yoğun talebi karşılayabilmek için ClustrMaps'a dönüşmüş. Her blog sahibine tavsiye ederim.
***
Blog Kardeşleri 3. toplantısı tarihi belirlenmiş, yer ve saat ise bir sonraki teneffüste nöbetci örtmen tarafından söylenecekmiş. Gelmeyenler yok yazılacakmış. İlk ikisinde zaten yok yazıldım buna da katılmazsam devamsızlıktan sınıfta kalacağım...
/p>
< <
Cumartesi günü, yola çıkıyoruz. Hedef : Ağrı Dağı. Bir aydır sırf bu tırmanış için kondisyon edinmeye çalışıyorum ( en azından çalışmaya çalışıyorum ). Bir haftadır da yolculuk için gerekli malzemeler toplanıyor, ayaklar ayakkabılara, ayakkabılar ayaklara alıştırılıyor, işler ayarlanıyor felan... Neyse yolcu yolunda gerek, bir hafta sonra görüşmek üzere... Meraklısına Bağlar : Vikipedi Buklamania Ağrı Dağı WWF.org T.C. Kültür Bakanlığı
/p>
Sağ tarafta göreceğiniz "Toplu Gösteri" kısmını hazırlarken, bu sitelerin ikonlarını da yerleştireyim dedim. Hepsini hızlıca buldum ama "Uludağ Dünyası"nın ki yoktu. Sayfa kaynak kodunda söylenen adresi gidip kontrol etmek istediğimde ise karşıma "aradığınız dosya bu sunucuda yoktur, bıdır da bıdır" gibi bir hata mesajı yerine, bir metin kutusu çıktı ve adının Pisi olduğunu söyleyen sunucu, HAL ile Marvin karışımı bir monolog geçmeye başladı... Daha önce denk gelmemiş olanlara kesinlikle Pisi ile tanışmalarını öneririm. Pisi ile tanışmak için şimdilik buraya tıklayabilirsiniz. Şimdilik çünkü bu dosyanın bulunmadığını bildirdiğimde yüksek ihtimalle bulunmaya başlayacak ve Pisi ile tanışamıyacaksınız. Pisi ile tanışmak için başka olmayan dosyalar istemek ise sizin ve Pisi yöneticilerinin hayal gücününe kalmış...
/p>
Yakın çevremdeki arkadaşlarım bilirler, sanırım bilmeyenler de blogumdan şimdiye kadar anlamışlardır, Anime seyre seyrede ufaktan Japonca öğrenmeye başladım. "Kursa felan gitsem mi ki?" diye söylenirken, geçenlerde bir arkadaşım kendisine de aynı nedenle verilmiş ( ortalıkda bu Japonca nedir ne değildir diye söyleniyormuş ) bir Japonca Gramer kitabı verdi. Bir iki bölüm çalıştıktan sonra aslında rahatça öğrenebileceğime fakat bunun için bir kursa gitmem gerektiğine karar verdim. Kursa gitmek, üç temel neden yüzünden gerekiyor. Birincisi yepyeni üç alfabe ( Hiragana, Katagana ve Kanji ) öğrenmek gerekiyor ve her harfin nasıl yazıldığının biri tarafından gösterilmesi o alfabe ile yazar olmak için ( okumak için böyle birşeye gerek yok ) en kısa yol. Az önce okumak için gerek yok demiştim ya, yanlış! İkinci neden de bu alfabelerden birinin ( Kanji ) nasıl okunduğunu birinin öğretmesi gerekiyor. Tabi ki üçüncü ve en önemli neden telaffuz. Japonca okur yazar olmanın en zor yanı günlük yaşamda 4 alfabenin aynı anda aynı cümle içinde kullanılıyor olması bence. Hiragana asıl kullanılan alfabe, Katagana ile yabancı kelimeler, isimler v.s. yazılıyor. Yer ve kişi isimleri başta olmak üzere dil içerisine yerleşmiş temel kelimeler ise Kanji ile yazılmakta. Tabiki bütün bunların üzerine bir de İngilizce kelimelerin latin alfabesiyle yazılması da eklenince tamam oluyor. Hiragana ve Katagana, özellikle biz Türkçe bilenler tarafından daha kolay öğrenilebilecek alfabeler. Yazıldıkları gibi okunuyorlar. Dilin yapısal olarak Türkçe'ye yakınlığı da onu öğrenmeyi biraz daha kolaylaştırıyor. Japonca öğrenmek hayatımda nasıl bir yer kaplamalı? Japonca yerine oturup Osmanlıca çalışmaya devam mı etmeliyim? Ya da hepsini bırakıp İngilizcemi biraz daha düzgün hale getirmek için bir kursa mı yazılmalıyım? İşim mi yok sanki gidip işlerime mi bakayım? Olmak ya da olmamak? Cevabı zaman verecek... Bu arada bu konuyla ilgilenenler için iki de bağ verelim, Japonya'da yaşayan bir Türk ile Türkiye'de yaşayan bir Japon'un blogu : Sayonara.
/p>
Audioscrobbler hakkında daha önce yazmıştım1 biliyorsunuz. Site yöneticileri daha o zaman var olan Last.fm sitesini, Audioscrobbler ile birleştirmiş durumdalar. Audioscrobler hesabınız aynı zamanda Last.fm hesabı, yani eski kullanıcıların her hangi birşey yapmasına gerek kalmıyor. Yeni tasarımı ile site daha bir şık olmuş bunuda belirtmek gerek. Ama en önemlisi, daha önce belli bir bedel karşılığında sadece Last.fm kullanıcılarının kullanabildiği Last.fm Internet Radyo. Last.fm Player'ı indirip sisteminize kurarak ( ki eğer makinenize bir şey kurma hakkınız yoksa kurulmadan çalışacak bir sürümü de var ), komşularınızın dinledikleri parçaları radyo olarak dinliyebiliyorsunuz. Genel müzik türlerine göre bir kanal ya da sevdiğiniz bir sanatçı / gruba göre oluşacak bir kanal seçebiliyorsunuz. En güzeli çalan parçayı sevmediyseniz bir sonrakine zaplaya biliyorsunuz... Şu anda sadece windows versiyonu olan Last.fm çalıcısının yakında Linux ve Mac versiyonları da çıkacakmış2. Eğer sitenin abone kullanıcısı iseniz, o sıra dinlediğiniz parçaları çalan ve sizin seçeceğiniz parçalardan oluşan listeleri çalan kanallara sahip olabilirsiniz. Eğer benim ve komşularımın dinledikleri parçalardan bir radyo isterseniz buyrun beklerim : hky komşu radyosu Not 1: Neler Dinliyorum - İz Bırakmak Not 2: Burda teknik bir parantez açalım. Uygulama QT4 ile yazılmış, dolayısı ile Linux, Mac ve bir dolu başka işletim sistemi üzerinde rahatlıkla çalışacaktır. Fakat lisansla ilgili birşey dikkatimi çekti. Sitenin indirme bölümünde kaynak kodların BSD lisansı ile dağıtıldığını söylüyordu. Fakat bildiğim kadarıyla QT'nin lisansı GPL'dir ve bunu kullanarak ancak GPL lisanslı uygulamalar yazabilirsiniz. Tabi Trolltech'e gerekli bedelin ödendiği ve ticari lisans alındığı durumda kaynak kodları böyle bir lisansla yayınlayabilir misiniz bilemem. Not 3: İnternet radyolarından her bahsedişimde PKD'nin Albemuth Özgür Radyosu'nu hatırlarım
/p>
Sentor, Yunanca Κένταυροι ( kentauros ) İngilizce Centaur, olarak anılan, insan baş ve torsasına sahip at-adamdır. Yunan mitolojisinin, şarap tanrısı Dionisos'un takipçisi, kendine has bu yaratığı, sarhoşlukları ve bakireleri kaçırmalarıyla ünlüdür. Kavgacı, geçimsiz yaratıklar olarak anılırlar. En sevdikleri silahlar, ok-yay ve irice bir sopadır. En ünlüleri Khrion ( chiron ), Herakles ve Aşil'i eğitmiştir. Ölümü ile Zeus tarafından gökyüzüne alınmış ve Yay burcu, Sagitaurus yıldız sistemi oluşmuştur. Fantastik edebiyat tarafından en sevilen ve kullanılan yaratıklardan biridir. Yay burcu nedeniyle, doğal olarak Astroloji'de bu yaratığın özellikleri ile pek ilgilenmektedir. Bağlar : vikipedi pantheon.org The Centaur Compendium ek$i Frekans Jupiter
/p>
Mayama Yakumi ve Morita Shinobu aynı evde yaşıyan, ekonomik olarak durumları pek de iyi olmayan, güzel sanatlar öğrencisidirler. Okula yeni başlayan Takemoto Yuuta'nın da aralarına katılmasıyla eğlenceli bir öğrencilik dönemi geçirmektedirler. Hocaları Hanamoto, kuzeninin kızı Hagu'yu tanıştırdığında Morita ve Takemoto ona yıldırım aşkıyla vurulurlar. Mayama da yarı-zamanlı yanında çalıştığı Rika'ya aşıktır aynı zamanda sınıf arkadaşları olan Yamada'nın da kendisine olan ilgisini bilmektedir.
Aşk ve yaşama dair küçük, sıcak, zaman zaman hüzünlü ama çoğu zaman komik hikayeler. Hikayelerin anlatılışı, klişe anime özellikleri ile özgün anlatımın bir birine geçişi, hikaye içerisindeki komik ve hüzünlü öğelerin dengesi çok başarılı.
Grafik olarak da tüm anime klişelerinin kullanılmış olmasına rağmen sulu boya renklendirme tekniğinin kullanılması, hatta zaman zaman kolaj sahnelerin olması nedeniyle, alışıla gelmiş animelerden daha sıcak bir havaya sahip.
Müzikler konusunda ise kesinlikle iddialı bir anime. Açılış ve kapanış müziklerinin dışında zaman zaman bölüm içerisinde arka planda da şarkılar olmakta. Sanırım bir de soundtrack çalışması yapılıyor.
Bu arada belirtmeden geçemiyeceğim, ilk 13 bölümün açılışında "Japon Yemek Tabağı Süsleme Sanatı"nın nadide örnekleri sergileniyor...
Aslında uzun zamandır hakkında yazmak istediğim bir anime. Son dönemde her bölümünün çıkmasını heyecanla beklediğim, funsublarda görünür görünmez indirdiğim, anime tutkunu olmayanlara da kesinlikle tavsiye edebileceğim bir seri. Künye
Orjinal AdHachimitsu to Kuroba
TürDrama-Komedi
Yayın Yılı2005
Yayın TipiTV
Bölüm26
Bağlar
Honey & Clover AbiDB Anime Source
/p>