Pardus... Özgürlük İçin...
<
Takip ettiğim Web 2.0 bloglarından biri bugün beni ilginç bir uygulamaya yöneltti : Jacuba. Web üzerindeki düz metin giriş alanlarında kullanabileceğiniz ajax tabanlı bir uygulama. Heceleme kontrolü ve sözlük işlevleri var. Uygulama ilginç fakat yeni değil. Bu beni acaba Zemberek tabanlı benzeri bir servis'in ihtiyaç duyacağı ağ genişliği ve işletme maliyeti ne kadar olur diye düşünmeye sevk etti. Biliyorsunuz Zemberek Türçe için bu işlevleri yerine getiren Java tabanlı bir kütüphane ve hali hazırda Open Office Türkçe ve Pardus içerisinde kullanılıyor. Türkçe için de Jacuba benzeri bir uygulama / servis olsa, internet üzerinden yazdığım yazıları daha düzgün bir Türkçe ile yazsam sizcede güzel olmaz mı?
Hazır konu web üzerinde yazı yazmakan açılmışken, Writely'den de bahsetmek lazım. Writely, bir veya daha fazla kişini aynı doküman üzerinde çalışabilmesini ve bunun internetde saklanması ve yayınlanmasını sağlayan bir uygulama. Bildiğimiz wiki uygulamalarından farklı olarak burada herkes kendi hesabı ile sisteme girip, yazdığı yazıların kimlere açık olacağını, yayınlanıp yayınlanmıyacağını kendisi seçebiliyor. Yani aslında bir yayın ortamından daha çok web kelime işlemcisi olmak amacıyla yola çıkmış bir uygulama. Ayrıca Netvibes'da, ortak bir çalışma ile, GMail modülüne benzer bir modül geliştirilmiş. Böylece Writely'de yazdığınız yazıları Netvibes'da görebiliyor, yani internet masaüstünüz ile internet kelime işlemcinizdeki yazılarınızı takip edebiliyosunuz.
/p>
< <
Dünya nükleer savaş sonrasında yörüngesinden oynamış ve güneşe olan eğimi değişmiştir. Bunun sonucunda da kutuplardaki buzlar erimiş, karaların ve dünya nüfusunun %90 suların altında kalmıştır. Bu felaketten kurtulanlar, barış içinde yeni bir dünya oluşturmanın yollarını ararlarken, farklı yollar ve görüşlerle birbirlerinden ayrılırlar. Gould askeri geçmişiyle insanların ancak silah zoruyla yola getirileceğine karar verir ve yeni kurulan Birleşmiş Milletlere savaş ilan eder. Keel ve Teen ise bir birlerine zıt kişiliklere sahip ikizler olarak bu karmaşanın tam ortasında kendi kararlarını vermek, yollarını çizmek zorundadırlar.
Görece kısa bir seri olamasına rağmen karakterlerin bolluğu ile göz doldurmakta. Bilim kurgu bir anime olarak mekanik araç gereçlerde ve genel olarak mekanlarda oldukça gerçekçi. Hikaye örgüsü içerisinde olayların ciddiyeti ve komik öğeler iyi harmanlanmış. Grafik kalitesi ise benim özellikle beğendiğimi belirtmeliyim.
12 bölüm + 1 OVA'dan oluşan bu seri Japonya'da TV Asahi tarafından yayınlanmış ve henüz tamamlanmış durumda.
Künye
Orijinal İsimTide-Line Blue
TürBilim Kurgu - Drama
Yayın Yılı2005
Yayın TipiTV
Bölüm12+1
Bağlar Tide-Line Blue AniDB
/p>
Linux kullanmak ya da en azından denemek istiyorsunuz, fakat hali hazırdaki sisteminize de dokunma riskine girmek istemiyorsunuz. İşte Çalışan CD'ler tam da sizin için. Çalışan CD'ler sadece Linux'a yeni olanlar için mi tabiki değil. En yeni uygulama sürümlerini denemek ( örneğin Klax ), sistem kurtarmak, güvenliğinden şüpheli olduğunuz makinelerde ( örneğin internet kafelerde ) temiz işletim sistemi olarak kullanabilirsiniz. Bir çok çeşit Çalışan CD mevcut fakat bunların içinden bir kaç tanesinden bahsetmek isterim : Tabiki birinci sırada Pardus Çalışan CD var. Pardus işletim sisteminin neler içerdiğine dair fikir edinilmesi için hazırlanmış bu CD'yi kullanarak Türkçe bir Linux sürümü deneyebilirsiniz. Pek yakında Pardus Kurulan CD gelecek. Bu sürümün içerdiklerini denemek isterseniz, size hazırlanmış rootfs'leri önerebilirim. Çalışan CD'lerin en meşhur ve her derde deva olanı : Knoppix. Artık iki sürümü var. CD ve DVD olarak. DVD versiyonunda yok yok. Yaklaşık 8GB uygulama ile Özgür yazılım dünyasında ne varsa bu DVD'nin içerisinde bulabilirsiniz. Debian tabanlı olan bu CD/DVD'yi isterseniz sabit diskinize kurabilir ve Debian paketlerini kullanarak istediğiniz gibi özelleştirebilirsiniz. Slax ise benim yanımda taşımaktan hoşlandığım Mini CD dağıtımı. 177MB toplam büyüklüğe sahip bu dağıtımı 200MB'lik küçük CD'lere yazıp kullanabilirsiniz. Daha küçük özelleşmiş sürümleri de bulunmakta. Slackware tabanlı olan bu dağıtımı isterseniz ek modüllerle zenginleştirip, temel ayarlarını özelleştirip kişisel Çalışan CD'nizi hazırlayabilirsiniz.
/p>
Cumartesi günü OpenOffice'in hem 5. yılını hem de 2.0 sürümünün çıkışını bir gurup OpenOffice sever olarak bir araya gelip kutladık. Pasta yedik, sohbet ettik. Toplatıyı düzenleyen OpenOffice Türkiye grubu, Türkçe OpenOffice 2.0'ın Windows ve Linux dağıtımlarının olduğu bir CD hazırlamış. Bu CD'den bir adet edinmiş biri olarak 100MB dolaylarında bir indirme işleminden kurtulmuş oldum. Bu CD'nin içerisinde bulunan bir kaç farklı dağıtım türünden ( Linux için DEB, RPM ve TGZ ) rmp olanını seçerek Mandriva 2005 LE sistemime kurmam bir kaç dakikamı aldı.
Ayrıca, farklı Linux dağıtımları için hazırlanmış sistem entegrasyon paketlerinden Mandriva için olanını seçtiğimde, uygulama menüleri, ikonlar, kısa yol tuşları v.s. otomatik olarak ayarlanmış oldu. Hızlı bir göz gezdirme sonucunda, ilk etkilendiğim şey, açılış hızıydı. 1.x serisine göre oldukça hızlı açılmakta. İkinci olarak ise OpenOffice Base uygulaması geliyor. OpenOffice ailesine yeni katılan bu uygulama, eğer isterseniz dosya olarak bir veri tabanı tutabilmenizi ( HSQLDB ) sağlarken, isterseniz JDBC yoluyla istediğiniz bir veri tabanına bağlanarak, Sorgu, Form ya da Rapor hazırlamanıza olanak sağlıyor.
Örneğin MobilCRM'in Firebird veri tabanına bağlanıp, kişiye özel rapor üretmek artık çok kolay :) 2.0 sürümündeki yenilikleri öğrenmek için işe Özellikler dokümanından başlanabilir. Türkçe olarak bu uygulamayı kullanmamızı olanaklı kılan OpenOffice Türkiye'ye ve geliştiren herkese kendi adıma çok teşekkür ederim.
/p>
İlk Firefox eklentimi yazdım ve eklenti listesine gönderdim. Şu anda onay bekliyor.
Eklentinin yazılış nedeni tamamen ihtiyaç. Biliyorsunuz, bir süre önce Burkina Fasa Fiso'da görüp ( ki Ali Işıngör'de taksimetre'den almış ), del.icio.us ve tecnorati üzerinden blog yazısı etiketlemeyi kullanıyorum. Fakat bu etiketlerin bağlarını yazım kurallarına uygun olarak elle, çoğu zamanda kopyala-yapıştır'la yapıyordum. Geçenlerde bloglar üzerinde gezinirken JavaScript ile yapılmış basit bir uygulama gördüm. Siz etiketinizi yazıyorsunuz o gerekli bağ kodunu üretiyordu. Fakat bu üretilen kod benim kullandığım gibi del.icio.us + technorati için bağ üretmiyordu. Ben de acaba bir tane yazsam, üstelik de bunu bir Firefox eklentisi olarak yazarak Firefox'a nasıl eklenti üretildiğini de öğrensem diyerek başladım. Sonuç olarak Etiket Düzenleyici ( Tag Editor ) eklentisi yazıldı. Yaptığı iş kısaca, seçeneklerde belirlediğiniz etiket sistemine göre girmiş olduğunuz etiketlerden gerekli HTML kodunu üretiyor, siz de bu kodu kopyalayıp blogunuza yapıştırıyorsunuz. Örneğin bu girdinin etiketleri bu eklentiyle oluşturuldu. Tabiki geliştirme devam ediyor. Sırada
  • üretilen bağ kodlarının daha esnek olması için, seçeneklerin arttırılması
  • etiketlerin, saklanıp, daha sonra kolayca seçilebilmesi
var. Ayrıca sosyal ağ için bağ üreten benzeri başka bir düzenleyici daha yazsam nasıl olur acaba diye de düşünüyorum. Not : Detaylı kullanım kılavuzu ve geliştirme süreci pek yakında Cezve'de yer alacak.
/p>
OpenOffice Türkiye grubu, OpenOffice 2.0'ın çıkışını tüm dünya ile birlikte parti vererek kutlamaya karar vermiş. 22 Ekim 2005 Saat 13:00'de Taksim Kafka Kafe'de buluşmak üzere...
OpenOffice.org 2.0'ın çıkışı ile birlikte kutlamalar tüm dünyada yapılacak. Bizde OpenOffice.org Türkiye olarak bunun Türkiye ayağını yapmaya karar verdik. Bu amaçla hem yeni OpenOffice sürümünü kutlamak hem de sohbet edip kaynaşmak için İstanbul Taksim'de 22 Ekim 2005 Saat 13:00'de başlayacak bir etkinlik düzenliyoruz. Partiye herkes davetlidir. Katılım ücretsiz olup, herkes kendi giderini karşılayacaktır. Tarih: 22 Ekim 2005 Saat: 13:00 Yer: Kafka Cafe, Yeniçarşı Caddesi No:26 Kat:2 Taksim İstanbul (Galatasaray Lisesi'nin hemen yanı, aynı zamanda geçen haftalardaki GNU-CC lisans toplantısının yapıldığı mekan)
Toplantıya katılmak isteyenler, sırf bu amaçla açılmış olan blog'a ya da OpenOffice Türkiye forum sayfasına yorum bırakabilirler...
/p>
Bir süredir yazmayı planlıyordum ama bir türlü olmadı. Biliyorsunuz geçenlerde bir Web 2.0 konferansı yapıldı ve bu konuda bir dolu blogda yazılar, yorumlar yazıldı, tartışmalar yapıldı. Bir sürü şirket yeni uygulama ve servislerini tanıttılar. Biraz internet arama motorlarını cırmaladığınızda bir dolu bağ geliyor. Ben bunların içerisinden özellikle bir tanesini, Tim O'raily'nin Web 2.0 Nedir? makalesini duyurmak isterim. Web 2.0 ve çevresindeki teknolojilerin neler olduğunu, klasik web uygulamalarından ( Web 1.0 ) ne farkları olduğunu oldukça sade bir şekilde tanımlamakta.
Web 2.0 ve Ajax konularını takip etmek istiyorsanız en detaylı haber, duyuru ve yorumları edineceğiniz birinci adres olarak Web 2.0 Çalışma Grubu'nu, ardından da TechCrunch, Ajaxian'ı öneririm. Ayrıca Ajax Dünyasını da takip etmekde fayda var.
***
Blog oyuncağı sayılır ama bahsetmeden geçemiyeceğim. Google'ın ardından Yahoo'da Blog arama motoru işine girdi. Ayrıca Google başta olmak üzere bir çok şirket, tag ve yerimi katalogları, sosyal ağ ürünleri geliştiriyorlar. Bu hizmetleri ilk vermeye başlayan site ve şirketleri ise daha zorlu rekabet koşulları ile baş etmek için zorlu çalışma koşulları ya da bir çoğunun başına geldiği gibi büyük bir şirket tarafından satın alınmak bekliyor.
***
Benim sevgili internet masaüstü uygulamam netvibes gelişmeye devam ediyor. Yeni eklenen yerimi modülünü büyük bir hevesle bekliyordum. Bir denemenizi tavsiye ederim.
Gelişmelerle ilgili son haberleri ise uygulama blogundan alabilirsiniz.
***
Küçük elektronik alet edevatı 10 ile 100 yaş arasındaki hangi erkek çocuk beğenmez, kendisinin de olsun istemez ki? İşte Technotrend bunlardan bir demet sunuyor. Bir gidip bakmakta fayda var.
/p>
Uzun İhsan Efendi namlı İhsan Oktay Anar'ın, Puslu Kıtalar Atlası, Kitab-ül Hiyel ve Efrasiyab'ın Hikayeleri eserlerinden sonra uzun zamandır hasretle beklediğimiz, Kuşunlu Mahzen Katibi Hamamcı Musa Efendi'nin Tezâkirü'l Mücrimin, Rûznaçe Kisedârı Ölügözlü Cuma Bey'in Kamûsü'l Desais, Kuşçubaşı Halifesi Kuyruklu Rıza Çelebi'nin Kitabü'l İber, Masraf Kâtibi Kuzgunî Halim Efendi'nin Silsiletü'l Havadis ve Vakanuvis Şaşı İkram Efendi'nin Kevaşifü'l Melânet ve'l Habâset isimli eserlerini kaynak göstererek, ölüme ve ölümsüzlüğe dair bir deniz macerasını naklettiği yeni kitabı Amat'ı, büyük bir heves ve heyecan ile kıraat ettim. Her zamanki gibi pek lezizdi. Doğal olarak, herkesin okumasını hararetle tavsiye ettiğim bu kitaptan, şöyle küçük, tadımlık bir cümleyi de nakletmeden geçemiyeceğim :
İksiri içer içmez Kızılcahamam'ın Dağardı köyünde doğduğunu, anasını, babasını, dayısını, amcasını, macera tutkusuyla evden kaçıp Gelibolu'ya hicret eylediğini, gabyar olarak iki yıl çalıştığı yelkenliyi, öldürdüğü lostromonun kuşağından aldığı kesedeki akçelerin sayısını, Galata'da Eflatunî bir aşkla sevdiği o fahişeyi ve en sonunda da kendi adını unutuverdi!
Not : Bu duyuruyu asıl yapmak istediğim yer Okumaevi idi ama sitenin açılmasını bekleyemedim. Neyse herkese iyi okumalar...
/p>
Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil Çünkü ayrılanlar hala sevgili
/p>
GPL Hastaları ve "Commonistler" Cumartesi günü toplandık. Toplantıya katılım çok sevindiriciydi. Burdan alınan şevkle bir sonraki toplantıyı organize etme ve bir eposta listesi hazırlama kararı alındı. Cumartesinden bu yana tabiki toplantı ile ilgili yazılar yazıldı, fotoğraflar yayınlandı. Yukardaki iki bilgi dışında gerisini bir daha tekrarlamak yerine size o yazıları listeleyeyim - tabiki Ali Işıngör kadar iyi yazamayacak olmamında bunda etkisi var :) Fotoğraflar içinde A. Murat Eren galerisine göz atabilirsiniz.
/p>
Üçgün uğraştıkdan sonra sonunda bugün kayıt işlemlerimi tamamladım. Artık İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü öğrencisiyim. Kayıt olmak, benim için her zaman zor olmuştur. Mutlaka listelerde istenmeyen ek bir bir evrak almam gerekmiştir. Bu seferde öyle oldu. Afla gelen öğrencilerin askerlikle ilişkisi olmadığına dair belge alması lazımmış. Askerlik şubesine gittiğimde ise 2000 yılından bu yana yedeklik yoklaması yaptırmadığım ortaya çıktı. Bir de onla uğraşmam gerekti. Ayrıca lazım evrak listesinde 4 adet olan fotoğraf, afla gelenler için 12 adetmiş. Tabiki afla gelen öğrencilerin bunları ek olarak getirmesi gerektiğine dair hiçbir yerde uyarı, yazı v.s. birşey asılı değil. Her birini lazım olduğunda öğreniyor ve edinmek için uğraşıyorsunuz. Bütün hepsinden sonra ise, İstanbul Üniversitesi'nde Bilim Tarihi Bölümü artık olmadığından ( kapatıldı ), dersleri ( toplam 14 adet ) nerden nasıl alacağımla da henüz belli değil. Haftaya Salı günü eski bölüm hocalarımla görüşüp nasıl bir yol izlemek gerektiğini öğreneceğim. Not : Kayıt oldum ya, artık kanatlandım, uçuyorum.
/p>
GPL Hastaları "Commonist"ler aranıyor! çağrısına gelen, hiç beklemediğimiz yoğunluktaki ilgi, beni pek sevindirdi. Sanırım bu konuda gerçekten güzel işler çıkacak ortaya... 8 Ekim Cumartesi günü toplantıya gitmeden önce okumuş olmam gerektiğini düşündüğüm bir liste hazırladım. Bir kısmı yeni aramalar, bir kısmı eskiden okunmuş ama yeniden okunması gerekenler, bir kısmı konuyla doğrudan ilgili olmasada, yola nerden çıktığımızı hatırlatmakta olduğu için en azından gözden geçirmekte fayda olan, siteler, makaleler, yazılar, duyurular. İlgilenenlerle paylaşayım istedim... Not 1 : İşin Türkiye hukuku ile ilgili kısmını toplantıya gelecek avukatlara bıraktım :). Not 2: Kafka Kafe, Galatasaray Lisesinin hemen yanından aşağı inen yol üzerinde biraz aşağıda sağda.
/p>
Bir süredir, açık kaynak kod / özgür yazılım lisanslarının Türkiye'de geçerliliği konusunda düşünüp duruyordum. Hatta düşünmekle yetinmeyip, "Geçerli midir, değil midir? Peki diyelim ki mahkemelik olduk ne olacaktır?" gibi sorularla, sevgili arkadaşım ve avukatım Fırat Işıldak'ın da kafasını şişiriyordum. Cevap olarak, geçerliliklerinin garanti altına alınmaları için öncelikle resmi çevirilerinin yapılması gerektiğini ama gene de bu konuda daha fazla araştırma yapmak lazım olduğunu söyledi. Bu sırada, kullandığı Creative Commons lisansının Türkçe çevirisini yaptırmayı düşününen Ali Işıngör'ün "Adalet edebiyatın da temelidir" başlıklı yazısını okuyup, benim de benzer dertlerim olduğuna dair bir eposta attım. Ardından geçen hafta içerisinde gerçekleştirdiğimiz bir görüşme ile bu konuda neler yapılabileceğine dair ilk girişimin, bloglar üzerinden, 8 Ekim Cumartesi 2005 tarihinde Taksim Kafka kafede saat 13:00 itibari ile bir toplantı çağrısı yapmak olmasına karar verdik. Uzun lafın kısası, eğer açık kaynak kod / özgür yazılım kavramlarına inanıyorsanız, bu yazılım ve ürün lisanslarının Türkiye'de geçerli olmasını istiyorsanız, bu konuda birşeyler yapmak istiyorsanız, neler yapılabileceğine dair bilgi ya da fikir sahibi iseniz, bekleriz efendim... Konumuz, öncelike GNU GPL, GNU LGPL, GNU FDL ve CC lisansları olmak üzere mümkün olan bütün özgür lisansların Türkiye'de geçerli olması konusunda neler yapabiliriz, neler yapılmalıdır... Yer Taksim Kafka Kafe, tarih 8 Ekim Cumartesi, saat 13:00. Kıyafet zorunluluğu yoktur... Açık adres ve diğer detaylar en kısa zamanda bildirilecektir. Ek : Bu toplantıya katılmak isteyenler GPL hastaları ve "Commonist"ler aranıyor! çağrısına yorum olarak isimlerini bırakırlarsa çok seviniriz...
/p>