Pardus... Özgürlük İçin...
<
Güray Onok, Kybele'nin en genç şairi... Kendisiyle, daha başka bir çok kişiyle olduğu gibi, Murat Öksüz sayesinde tanıştım. Birlikte içtiğimiz, sızdığımız da oldu ama ilişkimizin en temel unsuru okumak ve yazmaktı. Tabii bir de şiir.. Kendi anlatımı ile :
"Benim adım Güray Onok. Hep Arturo Bandini olmak istedim ve Emin Kitol gibi yazabilmek. Siz muhtemelen beni tanımıyorsunuzdur. Zaten bunda bir gariplik de yok. Önce tanışalım isterseniz… Günlerden Salı’yı, aylardan Aralık’ı, içkilerden Rakı’yı severim ve çoğu zaman kendime benzerim. ... Şiir kanıma karıştığından beri dünya bir şiir oldu benim için. Yazdım, okudum ve belleğime kazıdım onu. Kendim şiir olamayacağımdan(ne de dünya) sadece insan olmaya çalıştım, insan kalmaya. Becerebildim mi? Şimdilik, muvaffak oluyorum gibi..."
Kısa bir süre önce blog dünyasına adım attı ve işte : Şiir Kanıma Karıştığından Beri, Güzel İnsanlar Tutanağı Kybele şairi iken okumayı pek severdim kendisini, şimdi bir blog yazarı iken de...
/p>
< <
Biliyorsunuz, Ali Işıngör ile birlikte GPL Hastaları "Commonist"ler aranıyor! çağrısı yapmıştık. Umduğumuzun üzerinde katılım olan bu toplantıda bir grup oluşturma kararı almıştık fakat bu kararı yerine getirmekde başarılı olamadık. Ama o toplantıda bahsedilen bir çalışma başarılmış : İstanbul Bilgi Üniversitesi, CC'nin Türkiye temsilciliğini üstlenmiş1. 24-25 Şubat tarihlerinde yapılacak Bilgi Üniversitesi Özgür Yazılım Günleri'nde de bu konuda bir panel düzenlenmekte... İlgililere duyrulur. Not 1 : FazlaMesai Haberi Not 2 : İlgili diğer bloglarım Özgür Yazılım Lisansları, Toplantı Öncesi Okunacaklar, Toplantı Sonrası Okunacaklar
/p>
Bugünlerde yazamıyorum. Kelimelerim mi tükendi? Yazacak bir şey mi kalmadı? Hayır, daha söyleyecek, anlatacak çok şeyim var. Yazmadığım sürede bir dolu şey yaptım, üzüldüm, sevindim, öfkelendim. Yani sizin anlayacağınız yaşıyorum fakat bir türlü yazamıyorum. Ben aslında yazdığım çoğu şeyi, otobüs, minibüs içinde, evden işe, işten arkadaşlarımla buluşmaya giderken yazarım. Bunları aklımda oluşturur, küçük defterlere not alırım1. Ama projelerimi tasarılarımı da çoğu zaman aynı süreçte yaparım. Yeni bir yazılım için düşünürken, yeni bir yapı kurgularken ya da "acaba hafta sonu parti yapsak mı?" gibi kararları da çoğu zaman yolda veririm2. Bugünlerde ise düşünecek o kadar fazla şeyim var ki yol kısa geliyor. Tabiki karar verilmesi gereken bazı şeyleri ertelemek istediğim için de yolları kitap okuyarak geçiştirince, geriye geçiştirilmiş, ertelenmiş işler kalıyor. Yol üzerine düşündüğümde yıllardır tekrar takrar okuduğum Oruç Aruoba'nın Yürüme'si gelir aklıma. İşte ordan bir bukle kuple :
Yol, kendine bir yer bulamamış kişinin özlemidir. Kendi yerini yerleşiklikte bulamayan kişi, onu yolculukta arar.
Not 1 : Bakınız : Molesikin, Moleschino. Not 2 : Tahmin edeceğiniz üzere bu yaznında önemli bir kısmını yolda hazırladım. Ek 1 : bukle değil kuple imiş. Uyarısı için Burak'a teşekkürler.
/p>