Neler dinliyorum?
Daha önce
Audioscrobbler'dan bahsetmiştim. Artık orda bir
hesabım var ve merak edenler ne dinlediğimi ne kadar dinlediğimi bu istatistiklere bakarak öğrenebilirler.
Amarok'un yeni versiyonu henüz kuramadığım için Linux makinelerimde dinlediklerim yayınlanmıyor. WinXP altında kullandığım Media Player'da Ogg dosyalarını yönetemediği için dinlediğim ogg formatlı muziklerde henüz yayınlanmıyor.
Tabi dinlediğim müzikleri internet üzerinden niye yayınlamak isteyeyim, gerekli mi yoksa tam tersi özelimi ifşa etmek mi? Bu konularda pek emin değilim... Ama kişisel bir blog tutuyor ve kurgu ya da değil birşeyler yazıyorsam, Günün şarkısı'nı söylüyorsam, dinlediğim parçaların istatistiğini vermenin de bir sorun olmayacağı yorumu yapılabilir. Fakat aynı şekilde Büyük Birader'in beni izleyip ona göre ürün pazarlamaya kalkmasını kolaylaştırarak kendi hayatımı daha zorlaştırmış olmuyor muyum diye de düşünmüyor değilim. Dedim ya pek emin değilim.
Peki sizce bu konuda bir karar verdiğimde, bu kararı burda yazar mıyım?
Günün ...

Günün animesi :
Porco Rosso
Günün şiiri :
Avara -
Mırıldandıklarım -
Murathan Mungan
Günün blogu :
Bir blogger olarak Jorge Louis Borges -
Pagan
Günün sitesi :
Tux Magazine
Günün işi : İş bilgisayarımı çalışır hale getirmek
MobilCRM Haberleri...
MobilCRM sitesinin
İngilizce sürümünü yayınladık. Ayten'in çevirileri çok daha önce yapmasına rağmen bir türlü fırsat bulup HTML'leri güncelliyemiyordum. Ayrıca siteye eklemek istediğim bir kaç belge daha vardı ve bekletiyordum. Ama Ayten, "
hemen yayınla, sık sık yayınla" ilkesini hatırlatarak yayına almamı isteyince geçen hafta zaman ayırıp yaptım. Tabiki bir yazılımcı olarak bir kaç hata yapmasaydım olmazdı. Bugün o hataları da düzeltip yeni bir güncelleme yayınlayacağım.
Dün
Cezve'de
L2FProd bileşen setini tanıtan bir yazı yazmıştım. Bunun hemen ardından MobilCRM Masaüstünde kullandığımıza dair haber ve teşekkür eden bir mektup atmıştım. Onlarda
kullananlar listesinde yayınlamışlar... Birkez daha teşekkür ederiz.
Günün ...

Günün animesi :
My Neighbor Totoro
Günün şarkısı : No Phone -
Cake
Günün blogu :
The Square Slant
Günün sitesi :
Audioscrobbler
Günün işi :
Amarok 1.2 Kurulumu
Audioscrobbler
Muzik dinlemek sizin için bir yaşam biçimi ise ve bu yaşam biçiminizin istatistiğini tutmak istiyorsanız, yani hangi parçayı kaç kere dinledim ne zaman dinledim v.b.
Audioscrobbler tam aradığınız şey. Kullandığınız Muzik Çalar'a ( WinAmp, amarok v.b. ) bir bileşen olarak ekleniyor ve o an dinlediğiniz parçanın adını internet üzerindeki sunucuya'a gönderiyor. Burada gereken kayıtlar tutuluyor. Ücretsiz olan bu servisten yararlanmak için sadece bir kullanıcı adı ve şifre seçmeniz yetiyor.
Eee, bu istatistiği benim aracım ( mesela winamp, amarok ) da tutuyor diyorsanız, burada tek başınıza değil arkadaşlarınızla birlikte takılabileceğinizi, gruplar oluşturabileceğinizi, toplanılan bu bilgilerle sunucu genelinde en iyi, en kötü, yeni çıkanlar gibi listeler hazırlandığını, ayrıca muziğin zevkinin paylaşarak daha bir güzel çıkacağını hatırlatmak isterim.
Di mi
kurty?
Cake Konseri ve Diğerleri
Bir süredir Cake diyip duruyordum ve dün konser gerçekleşti biz de gittik. Değdi mi bari o kadar tantanaya diyebilirsiniz. Bence Cake iyiydi, salon iyiydi ama konserden emin değilim. Sahnede sadece bir saat kadar kaldılar. Bence en iyi parçalarının önemli bir kısmını çalmadılar ( 5 albüm olunca parça sayısıda biraz artıyor tabi :) ).
Bu ay !f içerisinde yer alacak olan filmlere de gitmeyi de planlanıyordum ya. Artık mümkün değil. Bilet kalmamış. Gidemediğime en üzüldüğüm ise Howl'un yürüyen şatosu...
Günün ...

Günün animesi :
Whisper of the Heart
Günün şarkısı : Kaç yıl geçti aradan -
Sezen Aksu
Günün blogu :
Verity Fool
Günün sitesi :
Anime Skies
Günün işi : Konser biletleri alınacak
Kartalkaya Notları
Evet, bu ay için hedeflenen aktivitelerden birincisi bir hafta gecikme ve Ayten'in gelemeyişi ile bir parça eksik olsa da gerçekleşti : Hafta sonu Kartalkaya'da kayak keyfi.
Hava şartları biraz olumsuz olsa da bundan yılmadık ve gereken eforu göstererek ( buraya kadar geldik küçük bir tipi mi bizi durduracakmış ) son gün son dakikaya kadar pistteydik.
Şimdi sırada Cake konseri...
Günün ...

Günün animesi :
Laputa - Castle in the Sky
Günün şarkısı : The Distance -
Cake
Günün blogu :
Hindistan Günlüğü (
pagan tavsiyesi )
Günün sitesi :
İleri Seviye
Günün yolculuğu : Kartalkaya'ya, kayak yapmaya...
Tesadüfler ve FreeMind
Bugün sabah saat 8:30 civarında, bir haftadır ertelediğim
Cezve yazımı hazırladım ve yayınladım. Bu
yazı FreeMind isimli bir düşünce haritası uygulaması tanıtımı / duyurusuydu.
Az önce
Fazlamesai'ye baktığımda önce şaşırdım sonrada şöyle kocaman bir gülümsedim.
FreeMind: Özgür Yazılım Dünyasından Zihin Özgürleştirme Hareketi başlıklı, Emre Sevinç imzalı, saat 13:30 civarı yayınlanmış bir yazı var. Yazının orjinali
İleri Seviye'de yayınlanmış ama orda ne zaman yayınlandığını bilmiyorum.
Bugün "Öklid Dışı Geometri" başlılı yazıda da bahsettiğim eş zamanlılık karşısında şapkam olsa çıkaracaktım.
Teslim ediyorum ki Emre Sevinç'in yazısından sonra kendi yazımdan bir parça utandım ve FreeMind'a haksızlık ettiğim izlenimine kapıldım. Herkese bu yazıyı okumasını tavsiye ederim.
Öklid Dışı Geometri
Öklid'in, matematik tarihinde diğer bir çok matematikçiden daha önemli bir yeri bulunur. Bu da kendisinin 2000 yıl boyunca dünyaya matematik öğretmesidir. Kendi buluşları da olmasına rağmen en önemli çalışması olan "
Elementler" kitabı kendisinden önce yapılmış olan bütün matematik çalışmalarının bir araya toplanmasından oluşur. Hatta bu kitabı yazarken izlediği ve en iyi örneklerden biri olduğu için zaman zaman kendisine maledilen, aksiyometik sistem bile Aristo'nun bilimsel çalışmalarda takip edilmesi gereken yol önerisidir.
Öncelikle aksiyometik sistemlerden biraz bahsetmekte fayda var. Aksiyom ispata gerek olmayan temel gerçekler anlamını taşır. Postulat'ın aksiyomdan farkı ise aksiyomlar tüm bilimler için geçerli iken postulat'lar özel bir bilim dalı için geçerlidir. İyi bir bilimsel çalışma ne kadar az aksiyom'a ihtiyaç duyduğuna göre belirlenir. Günümüz dünyasında aralarında postulatla fark gözetilmeksizin hepsine aksiyom denmektedir.
Aksiyometik sistem içinde yazılan kitaplar, öncelikle aksiyom ve tanımları veririr, ardından da her bir problemi ispatları verilerek çözülür. İspatı verilmeyen bir çözüm yöntemi başka bir problemin çözümünde kullanılmaz.
Öklid 13 ciltten oluşan Elementeler'inde toplam 5 postulat kullanmıştır. Bunlar :
Postulatlar
- Herhangi iki nokta arasına bir doğru çizilebilir.
- Bir doğru sonsuza kadar uzatılabilir.
- Çember bir merkez ve bir uzaklıkla tanımlanır.
- Tüm dik açılar eşittir.
- Başka iki doğruyu kesen bir doğru, bu iki doğru ile aynı tarafta, toplamları 180o den küçük açılar oluşturursa, iki doğru bu açıların bulunduğu tarafta kesişirler.
Yukarıdaki aksiyomları okuduğunuz anda hemen sorunun farkına varıyorsunuz, Paralellik Aksiyomu olarak anılan 5. postulat diğerlerine pek de benzemiyor... Ki Öklid'de bu aksiyomdan pek hoşnut kalmamış ve ilk 28 ispatta kullanmamıştır. Aslında bugün okullarımız da okutulan ve
Playfair aksiyomu olarak anılan çözüm hemen bir yüzyıl sonra
Proclus tarafından verilmiştir : "
Bir doğrunun dışındaki bir noktadan kendisine ancak bir paralel çizilebilir."
5. postulanın kabul edilebilir bir tanımı yapılmış olasına rağmen matematikçiler bu konu üzerinde çalışmaya devam etmişler. Bilim tarihinde bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da bir birinden bağımsız eş zamanlı çalışmalar gerçekleşmiş ve Öklid dışı geometriler bulunmuştur.
Janos Bolyai, Macar matematikçi
Farkas Bolyai'nin oğlu. Asıl mesleği askerlik. Bu konu üzerindeki çalışmalarını babasının kitabında ek olarak yayınlatmış ve ünlü matematikçi
Gauss'un arkadaşı olan babasından makalesini Gauss'a göstermesini rica etmiştir. Gauss'un buna cevabı ise bu konuda kendisinin bunu önceden ispatladığı fakat yayınlaamdığıdır. Bunu öğrenen Janos Bolyai kırılmış ve matematiği bırakmıştır. Gerçekten de Gauss bunu ispatlaya bilmek için üç dağın zirvesinin oluşturduğu üçgenin iç açılarını ölçerek toplamayı denemiştir.
Lobachevsky ise Kazan'da kendi haline bir matematik öğretmeni iken yaptığı çalışmalrı küçük bir broşür olarak yayınlamıştır. Gauss'un gözetiminde doktora çalışması yapmış olan
Reimann'ın çalışmaları ise ancak ölümünden 2 yıl sonra yayınlanmıştır.
Bütün bu çalışmalara rağmen Öklid dışı geometrinin önemini ilk fark eden ise
Beltrami, bu çalışmaları bir araya getirerek 2B Öklid dışı geometrilerin uygulandığı 3B Öklidyen bir geometri modeli hazırlamıştır. Öklid gemometrisi düzlemlerde ve Dünya yüzeyi gibi eğik olmakla birlikte eğikliğin göz ardı edilebileceği küçük ölçeklerde doğru işlemekle birlikte, gerçek hayyata karşılaşılan goemetri problemleri aslında Öklid dışı geometrinin konusunu oluşturuyorlar. Düzlem geometrisinde bir doğruya dışındaki bir noktadan ancak bir paralel çizilebilir iken, Gauss-Bolyai-Lobachevski geometrisinde birden fazla paralel olabilir. Reimann geometrisinde ise hiç paralel yoktur. Pratatikte İngiltere'den Amerika'ya gitmek için çizilecek rota'nın en kısa yol olması için önce biraz kuzeye çıkıp sonra tekarar güneye yönelen bir yay olması gerekir. Çünkü Dünya yüzeyi eğiktir.
Einstein'ın belirttiği gibi "Uzayda iki nokta arasındaki en kısa yol bir doğru değildir."
Bugün
Hilbert tarafından verilen aksiyomlardan "en az birini sağlamayan bir geometri Öklidyen olmayan bir geometridir" anlayışı yerleşmiş bulunmaktadır. Taksi, projektif, hiperbolik veya metrik geometriler örnek olarak verilebilir.
Referanslar :
Not : Bu makale aslında Okumaevi'inde yayınlanmak üzere düşünülüyordu. Fakat Google üzerinde yapılan aramalardan gelen yoğun istek üzerine burada yayınladım.
Günün ...

Günün animesi :
Grave of Fireflies
Günün şarkısı : Uçtu Uçtu -
Bulutsuzluk Özlemi
Günün blogu :
ff
Günün sitesi :
belgeler.org
Günün kararı : Hangi Kablosuz Modem ( LinkSys vs US Robotics )
Çöken bilgisayarlar ve Kar

Herşey karlı bir pazartesi günü, yolların kapalı olması nedeniyle işe gidemememden dolayı başladı... ( Aslında biraz çabalasaydım işe gidebilirdim galiba ama çabalamak yerine telefon açıp şudur budur demeyi tercih ettim :) )
Bir hafta önce ADSL modemini satmış biri olarak, elde yok avuçta yok, internetsiz ve sessiz bir evde yeni oyuncağımı ( hala isim bulamadım ) açıp çalışmaya başladım. ( Ben de projeden bol ne var, isteyin size de birkaç tane önereyim :) ) Dediğim gibi karlı ve soğuk bir kış gününde sesiz ve internetsiz bir evde, ses olsun dedim... Ve evdeki masaüstü sistemimin güç düğmesine bastım. ( Bunu uzun zamandır yapmıyordum, çünkü anime indirmek için makineyi hiç kapatmıyordum. İnternet gidince biraz dinlensin zavallıcık dedim di ve elektiriğini kestimdi... ) Bastım ve evi ses doldurdu. Ama bu ses müzik değil pervane gürültüsüydü.
Önce güç kaynağıdır dediğim, babadan kalma usul tamir ettim : bir tokat attım. Geçiyormuş gibi yaptı ( 2sn ) sonra gene başladı, bu sefer eğildim ve makinenin içine baktım ( kasa şeffaf değil, geçirgen : çünkü kapalı değil ) ve sesin güç kaynağından gelmediğini algıladım. "Acaba işlemcinin fanı mı? Nasıl anlarım?" diye düşünürken makineyi kapatıp yeniden açtım. Ses daha da artarak devam ediyor. Bir tokat daha attım güç kaynağına gene susuyormuş gibi yaptı ( 1sn ) ve geri başladı...
Bilen bilir böyle durumlarda çok gerilirim. Hatta gerilmekle kalmam düdüklü tencere gibi, birim kareye düşen basıncım artar, puflamaya ve patlamaya hazır hale gelirim. Sakinleşeyim dedim, makineyi gene kapadım, biraz evde dolandım. Geri geldim düğmeye yeniden bastım, güç geldi, ses geldi, fakat işletim sistemi geri gelmedi. Az önce düdüklü tencere modunda kapatırken sistem tam açılmadan kapatmışım. Neyse dedim, sakinleşeyim dedim, zaten üzerindeki işletim sistemini güncelliyecektim dedim ki bu sırada sesin ekran kartının üzerinde, kart ters olduğu için varlığından bile haberdar olmadığım küçük bir fandan geldiğini fark ettim. Böylece bu fanın varlığını ve makinemde toplam 4 [ yazıyla dört ] fan olduğunu, bu yüzden o kadar gürültü yaptığını da öğrenmiş oldum.
Fanları kurcalamama rağmen sesi kesemedim, ben de taktım Mdk 10.1 DVD'sini ve sistemi yeniden kurdum ( 20 dk ). Şahane, süper, ucuz kurtardım derken internetin olmamasından dolayı başta fark etmediğim bir şey dikkatimi çekti : Ağ kartımı tanımamış.
Artık dedim, bu kadar yeter dedim. Eğer biraz daha uğraşırsam tüm sistemi kaybedeceğim, önce yedeklerimi alayım sonra geri döner bakarım deyip, bıraktım.
Üzerinden çok geçmedi hemen ertesi gün, karlı bir salı günü, iş yerimdeki makineme sevgili patronum Ooz'un aldığı bir 256 MB'lik RAM ekini yapmak için eyleme geçtim ( bir haftadır masamda duruyordu ). Onur ile makineyi açtık ben başka bir şey ilen uğraşırken, Onur bu RAM buraya oturmuyor dedi ve SD - DDR farkı olduğunu gördük. İşte bu bir işaretti, bırakmalıydım ama hazır makine açılmış iken Ooz'un Bilal için aldığı DDR ram'i bir deniyeyim dedim ( o da en az bir haftadır Bilal'in masasında duruyordu ), denedik ve makine "beep beep" dedi. İyi bu da olmuyor deyip çıkardık ve makineyi yeniden çalıştırdık : ses yok, görüntü yok. Ne olduğu konusunda hiç bir fikrim yok. Ana kartmı yoksa RAM mi arızalandı? Nasıl çözülür bilmiyorum...
Ve bütün bunların sonucunda, bu gün karlı bir çarşamba günü, iş yerinde makinemsiz, nasıl çözüm bulunacağını bilemez halde, kişisel işlerim ( kardan adam resmine bakınız ) ve bloglarımla ilgileniyorum.
Not : Bu kasvetli hikayeye renk katsın diye kardan adam resimlerimi ve yeni blog oyuncağım flickr'ı sunuyorum. Ayrıca dileyenler foroğrafların tamamına Karash Foto Albüm'den bakabilirler.
Günün ...

Günün animesi :
Kiki's Delivery Service
Günün şarkısı : Whisper -
Evanescence
Günün blogu :
Films, Photographs and Japanese Girls
Günün sitesi :
AniDB
Günün kabusu : İş ve Ev makinelerimi bozdum.
AniDB
Anime tavsiyelerimi yönlendirdiğim ve resimlerini ödünç alıp ( bağlayıp ) gösterdiğim
AniDB geri geldi. Aslında bir yere gitmemiş, alan adlarını değiştirmişler. Kendilerine artık hem
anidb.net hem de
anidb.info adreslerinden erişilebilmekte.
Alan isimlerinde bir değişiklik yaptıkları için bütün
"Günün..." girdilerini tekrar düzenledim. Elim değmişken resim sunmayanlara da ekledim.
Ocak arşivine tekrar bir göz atabilirsiniz...
Her yerde kar var...
İstanbul'da her yerin karla kaplı olduğu ve bunun doğal uzantısı ulaşımın felç olduğu da malum...
Ama benim kablosuz ağ kurulumu için ADSL modemimi sattığım ve henüz yenisini alamadığım için evde internetimin olmaması ve şöyle gönül rahatlığıyla evde mahsur kalamamam malumunuz değil... ( sanırım şimdi oldu )
Siparişi verilen modemin stoklarda olmaması nedeniyle kendilerine erişemedik. Ay ortalarına kadar da gelmiyecekmiş. Benim şansım galiba ilk modemi alırken de İstanbul'da ADSL modem karaborsası vardı.
AniDB'de öldü galiba :( içimden hiç günün şeysileri yazmak gelmiyor...
Blog işleri
Önce,
Özgür Yazılım ve Açık Kaynak Günleri 2005'i haber vereyim dedim, ardından niye reklam bantını yayınlamıyorum dedim.
Reklam bantını yayınlamak için, Blog şablonu ile oynarken, "şu İngilizce olan kısımları niye çevirmiyorum ki?" dedim ve işte sonuç : artık blog'umda (günce?!) ingilizce kalan tek şey saat yazımındaki "AM/PM" işaretleri. Umarım memnun kalırsınız.
Ayrıca başından beri Atom yayını yapmakta olama rağmen ancak şimdi gereken bağı vermiş durumdayım, ilgilenenlere duyurayım dedim.
Bir ara aynı çeviri işlemini
Cezve içinde gerçekleştirmeliyim...
Bu arada AnidDB'deki sessizlik devam ediyor ve beni pek üzüyor...
Pardus
Uludağ, Akademik Bilişim 2005 toplantısında sunmak üzere
Pardus Çalışan CD hazırlamış. Gönül isterdiki orda olup seminerlere katılaydım, ama madem orda değilde internet başındayım dedim, şirketin internet kaynaklarını sakınmadım, hemen indirip bir cd'ye yazdım. Hatta şu anda bu girdiyi Pardus'un üzerinde firefox kullanarak yazıyorum.

Uludağ ekibinin ellerine sağlık. Yaptıkları için kendilerine pek teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar ve kolaylıklar diliyorum.
Bu arada Anime resimlerini ödünç aldığım AniDB bir kaç gündür cevap vermediği için ne linkler çalışıyor ne de resimler geliyor. Umarım önemli bir sorunları yoktur. AbiDB gibi bir sitenin kapanmasını istemem...
Günün ...

Günün animesi :
Prenses Mononeke
Günün şarkısı : Short Skirt Long Jacket -
Cake
Günün blogu :
hippiethat
Günün sitesi :
Phrack
Günün kararı : Aynı sigorta acentesi ile devam etmek
Aktiviteler
Bu ay içerisinde bir dolu etkinlik var ve bunların bir kısmına katılmak niyetindeyim, bakalım ne kadarını gerçekleştirebileceğim...
Kartalkaya
Bu hafta sonu Kartalkaya'da kayak yapmaya gitme gibi bir niyet içerisindeyiz. Bir aksilik olmaz ise sanırım gitcez... Sonuçları fotograflar ilen burdan iletirim
Cake
Siz
Cake sever misiniz? Ben pek severim. İlk geldiklerinde gidememiştim ama şimdi gitmeye pek hevesliyim. Tekel Birası'nın (hala varmış) sponsorluğundaki konser 17 Şubat'ta BJK Akatlar Spor Kompleksi'nde gerçekleşecek.
!f İstanbul
AFM Bağımsız Filmler Festivali'nde bu sene pek şık filmler var ve bunlardan en az üçüne gitmek istiyorum.
Hit Filmler, kapsamında gösterilecek oan Miyazaki ustanın
Howl'un Yürüyen Şatosu kesinlikle kaçırılmayacaklar listesinde.

Fantastik Filmler kapsamında gösterilecek olan
Buhar Çocuk ve
İpler'de aynı şekilde. Eğer zaman bulabilir isem
Harika Günler'de bir kezde sinemada seyretmek isteyeceğim bir film. Seyretmeyenlere kesinklikle kaçırılmaması gereken filmlerden olduğunu belitmek isterim.
Ayrıca fırsat bulabilir isem,
Kahrolası,
Kod 46,
Dünyayı Kurtar gibi gitmek isteyeceğim başka filerde yok değil...
Kybele
Yılın ilk iş günü Kybele ile ilgili ropörtaj yapıldığından
bahsetmiştim hani... O ropörtaj Aksiyon dergisinde yayınlandı... Merak edenler
buraya bakabilirler.
Günün ...

Günün animesi :
Spirited Away ( Ruhların Kaçısı )
Günün şarkısı : Tears in Havens -
Eric Clapton
Günün blogu :
plasticwings.org
Günün sitesi :
Otium - Yeryüzü kültürü sitesi
Günün işi : Yapılcak işleri planlamak
Hiç keyfim yok
Bir kaç gündür başım ağrıyor ve kendimi feci keyifsiz hissediyorum... Canım hiç bir şey yapmak istemiyor.
Bir dolu iş birikmiş durumda. Bir plan çıkartıp ne zaman neyi yapacağımı belirlemeliyim galiba...
Aslında bu yazıyı da yazmamalıydım galiba ama neyse...