Pardus... Özgürlük İçin...

Gokusen

İdealist bir öğretmen ve hababamvari bir sınıfın komik maceraları...
Yeni mezun öğretmen Yamaguchi Kumiko, Shirogane Lisesinde, matematik öğretmenliğe başlar. Bu arada kendisine okulun en haylaz öğrencilerinin bulunduğu 3D sınıfının sınıf öğretmenliği görevide verilir. Öğrencilerin taktığı adla, Yankumi, bir yakuza ailesinden olup, bu bilgiyi en büyük hayali olan öğretmenliği devam ettirebilmek için saklamaya çalışmaktadır. Okul yönetimi, her türlü olayda bu sınıftaki öğrencileri sorumlu tutmasına ( ki çoğu zaman haklılar ) ve bu öğrencilerden umutlarını kesmiş olmalarına rağmen, Yankumi, bu öğrencileri doğru yola koyacağına inanıyor ve bu konuda elinden geleni yapıyor. Sınıfın önde gelen öğrencilerinden Sawada Shin'in güvenini kazanması ile birlikte de bu yolda sağlam adımlar atmaya başlıyor. 2002 yılında yayınlanan canlı drama dizinin ardından, 13 bölümden oluşan anime 2004 yılında yayınlanmış. Serinin başarısı üzerine çekilen Gokusen 2 canlı drama bölümleri 2005 Ocak'tan bu yana Japonya'da yayınlanmakta.
Hem anime hem de canlı drama'nın, hikaye ve karakterler olarak başarılı olduğunu düşünüyorum. Anime çizimleri, karakterleri, seslendirmesiyle çok başarılı. Canlı drama ise benim seyrettiğim en başarılı anime yorumu. Oyunculuklar ve anlatım bazen animelerden daha başarılı... Künye
AnimeDrama
Orjinal AdGokusen
TürOkul-Drama-Komedi
Yayın Yılı20042002
Yayın TipiTV
Bölüm1312
Bağlar Gokusen - Anime Gokusen - Drama AniDB

Şenlik Fotoğrafları

Volkan'ın bildirdiğine göre Şenlik'te çekilen konvansiyonel fotoğraflar ve dialar hazırmış. Şimdi sıra onları seçip derleyip bir sunum hazırlamaya geldi... Ayrıca ilgilenenler için şenlik sırasında çekilmiş dijital fotoğraflardan gezegen civarına dağılmış olanları şööle bir indexliyeyim dedim. Lazım olur. Murat Eren 1. Gün 2. Gün 3. Gün 4. Gün Ekstra Tonguç Yumruk 1 ve 2. Gün 3. Gün 4. Gün Erçin Eker 0. Gün 1. Gün 2 ve 3. Gün 4. Gün Devrim Gündüz Baraka Şenlikleri

Şenlik Raporu

4. Linux ve Özgür Yazılım Şenliği bitti. Aslında niyetim her gün o günün olaylarını aktaran bir şeyler yazmaktı ama ne yazık ki gün sonralarında o kadar yorulmuş oluyordum ki iki satır bir şey karalamaya fırsat bulamıyordum. ( Gezegen yazarlarının tüm o koşuşturma içinde bu işi nasıl becerdiklerini anlayamamakla birlikte takdirlerimi sunuyorum. Saygı sevgi efendim ) Şenlikten bir gün önce, şenlik alanının hazırlanmasına yardım etmek amacıyla, Volkan'la birlikte Ankara'ya gittik. Gidişimiz sırasında sinirlerimizi aldırmadığımız için bir parça sinir harbi yaşadık tabiki ama üzerinden bu kadar gün geçince o sabah yazdığım kadar da şiddetli olmadığına karar verdim. Fakat belirtmeden geçemiyeceğim : bende değil Ankara taksi şöförlerinde bir sorun var! Sıfırıncı gün belki de şenliğin 4. gününden sonra en zorlu gündü. Şenlik alanının kurulması gerekiyordu. En göze batan iş Çadır kurma idi fakat sanırım en zoru değildi. Çadır-cg özverili ve zorlu bir çalışma ile Şenliğin en mavi, en sıcak ve vantilatörlü salonunu hazır ettiler. Bu sırada içeride de kablolama işlemleri tüm hızı ile devam ediyordu. Elektirik, kablolu ve kablosuz ağ alyapıları, masalar, internet kafe bilgisayarları, balonlar, yaka kartları v.s. v.s. Şimdi durup düşününce ne çok iş varmış... Tabiki kamera-cg olarak bütün bu olayların görüntülerini almakda benim görevimdi ve umarım tüm şenlik boyunca Volkan'la birlikte bu görevimizi başarıyla gerçekleştirdik. ( Henüz video'lar çözülmedi, negatifler basılmadı. Çıkardığımız işin kalitesi hala şüpheli ) Tüm şenlik boyunca diğer gönüllü penguenlerle birlikte Çankaya Anadolu Turizm ve Otelcilik Meslek Okulu Uygulama Oteli'inde kaldık. Şenliğin ilk günü sabah, Ayten'i almak üzere gene AŞTİ'deydik ve güne gene taksi şöförleri ile başladık. Ayten, İntel salonu görevlisi oldu ve o salondaki tüm seminerleri izledi... Volkan ve ben resmi olarak kamera-cg görevimizi üstlendik. Tüm şenlik boyunca Volkan boynunda 3 Fotoğraf makinesi ile ben de biri şarjda biri elimde olmak üzere iki kamera ile dolaştık. Her olayı yakalayamamış olsakta önemli bir kısmını kayıt altına aldığımızı düşünüyorum. Dört gün boyunca linux ve özgür yazılım ile ilgilenen insanlarla bir arada olmak oldukça keyif vericiydi. Sunumlar, oyunlar, insanların genel olarak paylaştığı heyecan ve bir şeyler yapabilmiş olmanın gururu, tek kelime ile : müthiş. Bu 4 gün sadece şenlik alanında geçmedi tabiki. EKM ile buluştuk. Yedik, içtik, söyleştik. Soranlara selamı var. Geri dönüş macerası ise kendi başına bir hikaye... Fenerbahçe sevinci tüm tarfiği kitlemiş, asker uğurlama AŞTİ'yi kitlemiş idi. Otobüsümüzü bulup binmek hatırı sayılır bir efor gerektirdi. Bu sene gelemeyenlere tavsiyem, bir sonraki şenlik için şimdiden rezervasyonlarınızı yaptırın, ben öyle yapacağım...

Şenlik var!

Evet evet var. Şu anda Ankara'da Milli Kütüphane'de 4. Linux ve Özgür Yazılım Şenliği'nde bulunuyorum... Fırsat bulduğumda Şenlik hakkında daha detaylı yazacağım. Şimdilik bu fotoğrafla idare ediniz sayın okuyucu. Herkesleri bekleriz efendim...

hippiethat

Blog mevzusuna girdiğimden beri düzenli takip ettiğim sitelerden. Tasarımı ve içeriği ile farklı bir çizgide yürümekte. Kesinlikle pek beğenmekte hatta kıskanmaktayım... gökyüzü artık kırmızı renge büründü.. savaş çanları çalıyor.. hippiethat herkese tavsiye ederim...

Mandriva 2005 ve Kablosuz Ağ

Aslında bir - iki aydır içinde debelendiğim ama yazmaya utandığım bir kablosuz ağ problemim vardı. Biliyorsunuz hani ben IBM Thinkpad'i alınca bu aletin bir dolu güzelliğinden faydalanmak istedim. Bunlardan biri de kablosuz ağ idi. Thinkpad centrino olduğu için ve benim dokümanlarda gözüme iliştiği için aletin üzerinde kablosuz ağ desteğinin bulunduğunu düşünüyordum. Bir arkadaşımda ADSL modem bakındığı için benim canım ZOOM X4 modemimi ona satıp üzerine de üç beş bişiler koyup bir U.S. Robotics 9106 kablosuz ağ destekli ADSL modem edinmiştim, ki bu bile kendi başına bir macera idi, çünkü piyasada kablosuz desteği olan ADSL modem yoktu. Neyse ben makinenin üzerinde zaten kablosuz ağ desteği var diyerek modemle birlikte daha ucuza verilen PCMCIA kartı almamıştım. Sonra bir öğrendim ki Thinkpad üzerindeki bu destek opsiyonelmiş. Peki dedim hani belki kabul edilebilir fiyatlara bu aksesuarı ediniriz, sordum soruşturdum ve fiyatları öğrenince vaz geçmek durumunda kaldım. Neyse efendim fazla uzatmıyayım, gidip bir tane de U.S. Robotics 5410 PCMCIA kablosuz ağ kartı edindim. Getirdim, thinkpad'e taktım büyük bir hevesle. Açtım mandrake kontrol merkezinin donanım tarama modülünü, evet, kart orda. Hemen altında bulunan donanım yapılandırma sihirbazını çağıdım ve nınınınım beklenen sonuç : Çalışmadı! Hemen nette aramaya başladım tabi. Sayfalar dolusu doküman geldi önüme ve bunları okurken de kablosuz ağ sistemleri hakkında bayağı birşey öğrenmiş oldum. Öğrendiğim şeylerden biri de U.S. Robotics 5410'un işlemcisi acx111 isminde bir chipmiş ve bunun açık kaynak kodlu / özgür sürücüsü bulunmaktaymış : acx100.sf.net. Linux dağıtımları da bu sürücüyü barındırıyorlarmış fakat kartın çalışması için gereken firmware'in kurulum cd'lerinden alınması gerekiyormuş. Peki dedim, hemen firmware dosyalarını gereken dizine kopyaladım ( aslında burası pek de hemen değildi tahmin edeceğiniz üzere. Hangi dosyanın hangi dizine kopyalayalanacağı sorusu beni epey uğraştırdı. ) ve gene çalışmadı. Nice debelendikten sonra ( ki bu süreçtede çekirdek modüllerinin çalıştırma parametreleri, syslog mesajlarının okunması gibi faydalı bilgiler edindim ) Mandrake 10.1 içerisinde bulunana sürücünün versiyonunun eski olduğu ve sadece acx100 chiplerini desteklediğini öğrendim. Eh zaten Mandriva 2005'e geçmeyi planlıyordum zaten, "bari önce ona geçeyim belki sürücü güncellenmiştir" diye düşünüp bunu uygulamaya koydum. Yedeklerin alınması bir parça sürdü tabi ki, sonra Mandriva 2005 DVD'sini takıp "kur bakalım" diyip sadece root bölümünü yeniden kurdurup ev dizinime dokundurmayınca, nerdeyse hiç bir şey yapmama gerek kalmadan 20 dakikada 10.1'den 10.2'ye geçiş yapmış oldum. Tabiki 10.1'in üzerine benim kurmuş olduğum uygulamaları yeniden kurmam gerekti ( firebird, netgo v.b. ) ama bunların bir kısmı ( ibm_acpi mesela ) zaten gelmişti. Ama kablosuz ağım tabiki gene çalışmıyordu. Daha önceden almış olduğum firmware dosyalarını ( FW1130.BIN ve TIACX111.BIN ( kendisi aslında FwRad16.bin'in yeniden adlandırılmış halidir. )) /usr/share/acx altına kopyalayınca çalışmaya başladı. Ohh be... Tabiki ağ seçimi v.s. için biraz daha araç gereç gerekmekte, şu anda netGo'yu kullanıyorum, ama kablosuz desteği konusunda daha yetenekli olan başka uygulamalara da göz kırpmaktayım... Şu anda bu yazıyı büyük bir keyif ile yatağımda yazıyor ve yayınlıyorum... Linux ve kablosuz ağlar konusunda daha derli toplu bilgi edinmek isteyenler aşağıdaki dokümanları okuyabilirler : Maceranın başını merak edenler ise burayı, burayı ve şurayı okuyabilirler :)

QComicBook

Okumayı severim. Çizgi roman okumayı ise çok çok severim. Okuma alışkanlığı edindiğim dönemlerde çizgi roman okumam yerine derslerime çalışmam konusunda yoğun baskılarla karşılaşmış olsamda, belki de sırf bu nedenle, çizgi roman ve çizgi filmlere özel bir düşkünlüğüm vardır. Çizgi romanların elektronik formu olan .cbr ve .cbz'leri okumaktan, dergileri elime alıp okumak kadar olmasada, keyif almaktayım. Geçenlerde linux kurulu masaüstümde yeni edindiğim çizgi romanları okumak isteyince küçük bir araştırma yaptım. Bu dosyalar aslında sayfaların jpeg, png, gif gibi formatlardaki imajların rar veya zip ile bir araya toplanmış halleri. cbr'yi rar ile cbz'yi zip ile açıp içinden çıkan jpegleri istediğiniz bir resim göstericiyle okuyabilirsiniz. Fakat bu işlem hem zahmetli hem de bu dosyaların hazırlanma amacından, yani sayfaların bir arada sırayla durmasından, uzak. Windows altında bu dosyaları açıp okumak için CDisplay başta olmak üzere bir çok uygulama bulabilirsiniz. Linux'da ise QComicBook bu işlemi yapmak amacıyla geliştirilmiş bir uygulma. QT ile geliştirilen bu uygulama henüz geliştirme aşamasında olmasına rağmen hedefinde oldukça başarılı. Olmazsa olmaz sayfa ön görünümleri, sayfa döşeme yetenekleri bulunmakta. Kişisel olarak en çok kullandığım ve varlığından mutlu olduğum, Yer imi özelliği bulunmakta. Yani okumakta olduğunu kitaba yer imi koyup kapatabilir, sonra kaldığınız yerden okumaya devam edebilirsiniz. Çok faydalı özelliklerinden birisi manga okumak için özel olarak tasarlanmış olan sayfa sırasını ters gösterme modu. Çünkü mangalarda kareler sağdan sola doğru diizlir ve kitaplar sağdan sola doğru sayfalanırlar. Bu da çevirisi yapılmış bir mangayı okumayı alışkanlıklar yüzünden zorlaştırmakta. Pawel Stolowski tarafından geliştirilen bu uygulama GNU GPL ile yayınlanmakta. Uygulamanın kaynaklarından derleyerek kurabileceğiniz gibi derlemiş rpm, sid ve ebuild'lerini kullanarak da kurulum yapabilirsiniz. Örnek Mandriva LE 2005 kurulumu :
  • QComicBook RPM indirilir.
  • Unrar RPM indirilir.
  • Bu iki RPM üzerlerine çift tıklanarak kurulur.
  • KDE Menü|Komut Çalıştır...'dan qcomicbook yazarak çalıştırılır.
İyi okumalar...

Windy Tales - Rüzgarlı Hikayeler

Baş kahramanımız Nao isminde bir liseli. En yakın arkadaşı Miki ile birlikte Dijital Fotoğraf Kulübü'nün yegane üyeleri. Nao sürekli olarak gökyüzü ve bulut resimleri çekmekte. Dolayısı ile de en sevdiği mekan, bu resimleri en rahat çekebildiği okulun terası. Bir gün fotograf çekerken bir kedinin uçarak geldiğini görür ve onun fotoğrafını çekmek isterken ayağı kayar ve düşer... Nao'yu düşerken kurtaran ve kediye uçabilmesi için rüzgarı kontrol edebilmeyi öğreten, öğretmenleri Bay Taiki'ye onlara da öğretmesi için baskı yapmaya başlarlar...
13 bölümden oluşan bir televizyon serisi. Funsublarda henüz ilk beş bölümü yayınlanmış durumda. Bugüne kadar izlemiş olduğum animelerden hem çizim tekniği hem seslendirme olarak oldukça farklı. Animelerin genel karakterlerini içeriyor olsa da bunları kullanım biçmi klişelerden farklılaşıyor. Fantastik bir kurgu olan hikayesini, günlük yaşamdan bir kesitmiş gibi, sizinle sohbet eden bir sakinlikle anlatıyor.
Künye
Orijinal İsimFuujin Monogatari
TürDrama - Okul - Fantastik
Yayın Yılı2004
Yayın TipiTV
Bölüm13
FirmaProduction I.G.
Bağlar Windy-Tales.com AniDB Anime-Planet

Şehir Tiyatroları ve Oyunlar

Aslında yazayım mı yazmıyayım mı diye düşünüp duruyordum. Hani bir seyirci olarak - hem de kötü bir seyirci olarak - tiyatro eleştirisine kalkışmak biraz ahkam kesmek, ukalalık yapmak olmuyor mu diye. Sonra burasının benim blog'um olduğu ve tam da bu iş için bulunduğuna karar verdim. Ve işte : Ayten'in katkılarıyla geçtiğimiz ay içerisinde Şehir Tiyatroları'nın sergilediği beş oyunu izledim. Bunlar sırasıyla :
  • 4. Murat
  • Yağmur Sıkıntısı
  • Antigone
  • Can Ateşinde Kanatlar
  • Belden Aşağı Vurmak
Antigoneİçlerinde bir tek 4. Murat oyununun reklamı ve promasyonu yapıldı sanırım ya da en azından benim gözüme bir tek o oyunun reklamları ilişti. Belki de sırf bu yüzden en çok o oyun hakkında hayal kırıklığı yaşadım. Oyunun dekorları ne yalan söyleyeyim çok iyiydi. Özellikle Kösem Sultan'ın oyun içerisinde değiştirip durduğu kaftanlar göz alıcıydı. Ama beğendiğim yerleri buraya kadardı. Belkide en hoşlanmadığım kısmı ise seyircisiydi. IV. Murat'ın oyun içerisinde geçen "Diğer milletler sizin önünüzde eğilmekten mutluluk duyacaklar" benzeri tiradlarına alkış tuttular. Bu durumun, Hitler'in "Kavgam" kitabının en az üç farklı yayınevi tarafından defalarca baskı yapmasınyla yakından ilişkisi olduğunu düşünüyorum. ( Bu arada Selçuk'a bıyık yakışmıştı. ) Yağmur Sıkıntısı'nın, anlattığı hikayeden çok hoşlanmasam da, hatta hikayenin bende tepki oluşturmasını sağladıkları için, oyunculuğun başarılı olduğunu düşünüyorum. Beğendim. Antigone'un da, iyi kotarıldığını, iyi oynandığını düşünüyorum. Oyunun yorumlanmasını ve yerelleştirilmesini başarılı buldum. Can Ateşinden Kanatlar oyunu için açıkcası bir şey diyemeyeceğim. Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin ses düzeninden mi yoksa ses ile ilgilenen teknisyenlerden mi kaynaklanıyordu sorun bilmiyorum ama ses o kadar yüksekti ki oyundan alınacak keyfi sıfırladı. Sesin yükseklipinden duyduğum rahatsızlık oyuna olan ilgimi kaybetmeme neden oldu. Dolayısı ile oyun ve oyuncuların hakkını yemiyeyim, bu konuda görüş bildirmiyeyim. Belden Aşağı VurmakBelden Aşağı Vurmak. Son seyrettiğim beş oyun içerisinde en fazla bunu beğendim. Oyun metnini anlamakta zaman zaman zorluk çeksemde - ki bu sorunun benden kaynaklandığını düşünüyorum, dedim ya kötü bir seyirciyim - hem dekorların hem oyunculuğun başarılı olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak bana verdikleri keyif ve katkı için Şehir Tiyatlaroları'na teşekkürlerimi sunar, nice oyunlarda başarılar dilerim. Bunu saymam gene gelirim...